Millete Darbe Ülkeye İhanet

Türk siyasi tarihi 1950 yılında yapılan seçimlerde bir dönüm noktasını yaşamıştır. Bu tarihte DP, 27 yıllık CHP iktidarını halkın gösterdiği teveccühle sonlandırmıştır.

DP, “Yeter Söz Milletidir.” sloganıyla 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimde ezici bir çoğunlukla seçimleri kazanan taraf olmuştur. Siyasi tarihimizde bu seçim, “Beyaz İhtilal” olarak nitelendirilmektedir.

Evet, DP “Yeter Söz Milletindir.” demişti ancak sözü millete vermeyenler, vermek istemeyenler, sözü biz söyleriz diyenler bu seçimlerden sonra hep bir arayışın içerisinde olmuştur.

Nitekim, İnönü’nün, “Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır.” sözünü sarf etmesi, öğrenci olaylarının tetiklenmesi aslında gidişatın hangi yönde olduğunu gözler önüne seriyordu.

Darbe ve cunta heveslileri milletin iradesini hiçe sayarak, DP’yi ülkeyi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçesiyle 27 Mayıs 1960’ta ülke yönetimine el koydu. Anayasa, TBMM feshedildi. Siyasi faaliyetler askıya alındı.

Yassıada yargılamalarında akla hayale gelmeyen suçlamalarla DP yöneticileri itham edildi. Yargılamalarda insan onuru ve haysiyeti hiçe sayıldı. Tabir ise “Düşükler” di. yargılamalar sonucunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi.

Bu idamlar sadece onların aileleri, arkadaşları veya yakınlarına verilen bir ceza değildi. Ceza bu aziz milletin ta kendisine idi. Milletin idaresine idi.

Şimdi biraz siyasi tarihi bir kenara bırakarak vicdanlarımızı dinleyelim ve vicdanımız konuşsun.

O dönemde darbeyi yapanlar bu ülkenin demokrasisine en büyük kötülüğü yapmıştır.

Yarının Türkiye’sine bir pranga vurmuştur.

Aziz milletin evlatlarına utanç verici bir vesikadan başka hiçbir şey bırakmamışlardır.

Millete darbe ülkeye ihanet etmişlerdir.

Medeniyet yolunda çağ açmak isteyenleri idam ederek medeniyet yürüyüşünü engellemek istemişlerdir.

Hak ve halk davasının savunucularını şehit ederek davanın biteceğini zannetmişlerdir.

Millet iradesinin nurunu söndürmek istemişler, millet iradesini karanlıkta boğmak, parçalamak gayesiyle her türlü rezilliği yapmışlardır.

“Düşükler” diye tabir ettikleri milletin adamlarını küçümseyerek çamur deryasına atmak istemişler; asıl kendileri düşerek o çamur deryasında boğulup kalmışlardır.

Milleti zindanlara atarak tutsak etmek istemişler, milletin fikirlerine esareti giydirememişlerdir.

Millete darağacı kurmuşlar, o darağacında kendilerinin olduğunu idrak edememişlerdir.

Millete kefen biçmişler ancak o kefenin yine bir gün millet tarafından yırtılacağına, tabutun başlarına geçirileceğine inanmamışlardır.

İnanın ki; bu millet esareti kabul etmez,

İnanın ki; bu milletin fikrine pranga vurulmaz,

İnanın ki; bu milletin iradesine darbe yapılmaz,

İnanın ki; bu millete darağacı kurulmaz;

İnanın ki; bu millete kefen biçilmez;

İnanın ki; bu millet öyle asil ve öyle yüce bir millettir ki gün gelir tankın önünde set olur,

Gün gelir uçaklara gök kubbeyi dar eder,

Gün gelir silahlara göğsünü siper eder de hayasız akınlara geçit vermez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp İhbar Hattı