Kadim Coğrafya Kadim Devlet -1

Kadim bir medeniyetin mirasçısı olan, kadim bir coğrafyada yurt tutan ve kadim bir devlet geleneğine sahip olan, kadim milletin evlatları, “Anadolu Coğrafyası” alelade, sıradan bir coğrafya değildir.

İbn-i Haldun; “Coğrafya kaderdir.” derken “Anadolu Coğrafyasının” bu kadim milletin kaderi olduğunu işaret etmesi tesadüf değildir.

Bu kadim coğrafya nice medeniyetlerin beşiği, nice fetihlerin sesi, nice kahramanları bağrından çıkaran, nice destanların yazıldığı, atların Doğu’dan Batı’ya- Kuzey’den Güney’e yeryüzünü titrettiği, kılıçların şimşek gibi gökyüzünde çaktığı, iman iradesi ile insan iradesinin tecelli ettiği, her karış toprağından şehit kanları fışkıran kadim bir coğrafyadır.

Bu kadim coğrafyanın ruhu millet bedeni devlettir. Devletin kalbi milletin iradesiyle atarken, kadim coğrafyanın dilinden milletin ve devletin kulağına bir ses yükselir. Bu ses, Orta Asya bozkırlarından kopan fırtınanın, Anadolu kapısına dayandığı sestir. Bu ses, Alpaslan’ın, Anadolu kapısından girerken yükselen sesidir. Bu ses, Ertuğrul Gazi’nin obasından, Osman Gazi’nin yüreğinde beliren kıvılcımın sesidir. Bu ses, Orhan Gazi’nin, Rumeli’de inşa edeceği medeniyetin sesidir. Bu ses, kutlu fethin kumandanı Fatih’in, Kontantin surlarında şimşek gibi çakan serdarların, iman iradesiyle yol gösteren Hoca Akşemseddin’in sesidir. Bu ses, Yavuz’un alimlerin atının ayağından sıçrayan çamurun kaftandaki ilmin değeri; Yavuz’un kılıcının kabzasındaki haşmetin sesidir. Bu ses, çölde Peygambere saygısından atından inen, yüreği iman ateşiyle kavrulan yine Yavuz’un sesidir. Bu ses, Avrupa kapısına dayanan, karıncanın hakkını bile gözeten, hasta yatağında bile Allah’ın ve Peygamberin ismini yaymak gayesiyle kalbi fetih aşkıyla çarpan Kanuni’nin sesidir. Bu ses, siyasetiyle nice oynanan oyunlara akl-ı selim ile karşılık veren II. Abdülhamid Han’ın sesidir. Bu ses, Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan,  sinesinde vatan aşkının son haddini yaşayan Mehmetçiğin sesidir. Bu ses, Milli Mücadelede Gazi Mustafa Kemal’in ve efelerin, Nene Hatunların, Şerife Bacıların sesidir.

Kadim coğrafyadan yükselen bu sese karşılık verecek olan yine kadim milletin, fikri genç, ruhu genç; vicdanında merhamet ve hoşgörü, kalbindeki imanla kadim milletin kaderini belirleyecek olan milletin evlatlarıdır.

Biz bu kadim coğrafyada, Osman Gazi’nin, Orhan Gazi’nin, Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin ve nice kahramanların sesini duymak istiyoruz. Onlardan feyz alan, neslin sesini duymak istiyoruz.

Sevginin, merhametin ve hoşgörü tohumlarının saçıldığı bu kadim coğrafyada; kin ve nefret tohumları ekmek isteyenleri değil.

Biz bu kadim coğrafyada, Hoca Ahmet Yesevi’nin, Yunus Emre’nin, Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin ilmiyle yüreklerde hakikati arayan ve yüreklere hakikat ışığı saçan bir neslin sesini duymak istiyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp İhbar Hattı